DÖNECEKSEN GİT BARİ
DÖNECEKSEN GİT BARİ
Demek gidiyorsun öyle mi? Bu kaçıncı hüzün, kaçıncı elem? Hain bir türkünün hayalinde beni solgun bırakıp sahi gidiyor musun? Git bakalım! Her mevsimi bir yaz ve her esen rüzgarı başka bu şehrin. Gök kubbesi bütün gecelere maviyken, bütün bir iklimi nihayetsiz sukuta sokup, bir bir tadacakken bu ilin baharını, yazını ve ayazını, ellerim bilmediğim bir el gibi boşlukta asılı. Bütün eşyayı düzgünce yüz üstü koyup gitmeyi nereden çıkardın şimdi? Bu firakın ne alemi vardı? Bu dünyayı seninle sevmişim ben, seni canıma canan bilmişim. Benim sensiz bu alem nemdir şimdi ey sevgili? Seninle yorgun gönlüm çektiğini unutmadı mı? Senin bana her bir gülüşün her derdimi avutmadı mı? Ne ki, Mecnunları böyle sahraya salmak olmayacaktı. Vefa dedim, çok mu dedim ey sevgili? Bu aşık-ı sadık verdiği sözü tutmadı mı? Bu ses, saf ve hayran bir kalbin sesi oldu da, bu feryadla Ferhad Şirin’i bu dağda uyutmadı mı? Sahi gidiyor musun, peki git bakalım. Bu ne esen son fırtına ne de kırılan son dal bu. Biliyor musun bu acıyı bana ilk sen tattırmadın? Bu da bir beyaz sayfaydı, ilk sen kapattırmadın. Şimdi hangi sene avutacak beni, hangi sınıf, hangi sıra soracak halimi, derdimi? Git şimdi. Git de el aynasında yalnız kendi hüsnüne hayran kal. Terk et beni. Sedan gibi cefanı da sefanı da al götür. Tek şiirin kalsın yeter. Durgun denizin taştığı böyle bir akşam, sen med olsan ben bend olur kaldırırım, çökmem. Elverir gözyaşım, bir tas suyu ardınca isteme benden dökmem. Leyla gelin oldu bu akşam, Mecnun’u hüzün dağladı. Bu derece ne aşık inledi ne şair ağladı. Beni şimdi başka bir aleme bırakıp gidiyor musun? Peki git bakalım. Dünyayı unutmuş yüzüyorken bu rüyada zalim saat ikmal edilen vakti çaldı. Pek ağır geldi bilmem bu defa bu hicran bana. Bu ülfet yetmedi, bu muhabbet yarıda kaldı. Düşünsene bir, sevdaları hülyalı havuzlarda soğutmadık mı? Nice acıları birlikte tadıp birlikte unutmadık mı? Dostlukları ibriklerden geçirip bu çatının altında damıtmadık mı? Tüm vakitleri kardeşçe bölüp bülbülü gül demetinde sohbetle avutmadık mı? Sahi gidiyor musun? Peki git bakalım. Aldırma bu sitem geçen zamanadır. Şahane geldiğin gibi şahane git yine. Artakalan hayat ömrünün ışıktan yolu olsun. Senden bir temas gibi gelecek her rüzgara bağrım açık, kapım ardına kadar açık. Hiç dönmemek olmaz. Hiç dönmemek ölümün vakıasıdır. Düşünmek bile cinayet olur. İlk zevkin gibi son zevkin de merhaba olmalı. Bilirsin ben sadece vuslat zevkine saadet derim. Aksi rivayet olur. Yine gel, hem daha sık gel. Gelmezsen şikayet olur. Ben Yunus gibi batık aşklarımı arıyorken denizin dibinde sen Yusuf gibi içinde büyüyen düğümlenen gurbeti al gel. Her gelişinde tahammülün gururunu bulacaksın göz bebeklerimde. Ne olur çok kalma gel.
HaDi SoKuL YüReĞimİN KuYtULaRıNa UyU ŞiMdİ UsuLcA...[/b]
|